Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu, AB genişleme politikasının küresel ölçekte yeniden hareketlendiği bir dönemde kritik bir Türkiye raporunu kabul etti. Yapılan oylamada, Ankara’nın AB üyeliğine bağlılık açıklamalarına rağmen gerekli demokratik reformları hayata geçirmediği vurgulandı. Söz konusu karar tasarısı, 107 “hayır” ve 171 “çekimser” oya karşı, 381 “evet” oyuyla AP’den geçti.
AP’den Ankara’ya Hukuk ve Basın Özgürlüğü Çağrısı
Kabul edilen raporda, Türkiye’nin katılım sürecini doğrudan tıkayan temel eksikliklerin henüz giderilmediği belirtildi. AP milletvekilleri, Ankara yönetimine acil olarak şu alanlardaki sorunları çözme çağrısında bulundu:
- Hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı
- İnsan hakları ve demokratik standartlar
- Basın özgürlüğü ve temel haklar
Raporda ayrıca iyi komşuluk ilişkileri ve uluslararası hukuka vurgu yapıldı. Türkiye’nin, AB üyesi devletler Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin egemenlik haklarına yönelik adımlarından derin üzüntü duyulduğu ifade edildi.
AP Raportörü Amor: “CHP’ye Yönelik Hukuki Süreç Kabul Edilemez”
Türkiye’nin jeopolitik önemi, stratejik konumu ve NATO müttefiki rolü raporda korunsa da, AP Türkiye Raportörü Sancho Nachez Amor sert eleştirilerde bulundu. Türkiye’nin hızla tamamen otoriter bir modele doğru ilerlediğini savunan Amor, iç siyasetteki son gelişmelere ve ana muhalefet partisine yönelik adımlara dikkat çekti:
“Ana muhalefet partisi CHP’yi ve onun meşru liderliğini hedef alan son hukuki süreç, demokratik çoğulculuğun ve hukukun üstünlüğünün uğradığı geniş çaplı erozyonun en son örneğidir. Bu durum, yargının siyasi amaçlar doğrultusunda bir silah gibi kullanıldığını açıkça göstermektedir.”
AB Kurumlarına ve Üye Devletlere “Sessizlik” Eleştirisi
Raporda sadece Ankara değil, Avrupa Komisyonu ve AB üye devletleri de pasif kalmakla suçlandı. AP, Avrupa Komisyonu’nu Türkiye’ye karşı daha güçlü ve net bir duruş sergilemeye davet etti.
Raportör Amor, AB’nin sessizliğinin doğuracağı tehlikeleri şu sözlerle özetledi:
“Türkiye’de demokrasinin tasfiye edilmesine göz yummaya devam eden Komisyon, Avrupa Dış Eylem Servisi (EEAS) ve üye devletlerin sessiz kalması bizi derinden endişelendiriyor. Bu sessizlik, AB’nin imajını ve inandırıcılığını zedeliyor. Ayrıca Türk toplumunun AB yanlısı ve demokratik kesimlerini yalnızlaştırıyor; bunun geri döndürülmesi yıllar alacak sonuçlar doğurabilir.”











